BLOG OKUNUYOR MU?

Biliyorsunuz ki eskisi gibi bir Blogger kültürü kalmadı. O yüzden buralarda öyle aktif yazan insanlar görmek zor artık. Serdar Kuzuloğlu'nun geçen gün Twitter'da attığı bir tweetle ifade ettiği de buydu, buraları deyim yerindeyse bir çöplüğe benzetmiş. Tweet için tıklayın.

Evet dediği şey harfiyen doğru, ama şahsi fikrim gereği kişisel bloglar da tıpkı diğer siteler gibidir ve bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur. Tamamen ondan. Peki, neden bakılmıyor da mezarlığa dönüyor?

Biliyorsunuz ki ülkemizin okur ortalaması bir hayli düşük. Son yıllarda insanlar kitap okuduklarını iddia etseler de, aslında bir şey okudukları yok. Mesele ne kadar okuduğun değil zaten, ne okuduğun. Kalitesiz milyonlarca içerik okursan herhangi bir şey okumuş sayılmazsın teknik olarak. Gerçi konumuz bu değil. Konumuz, okuma oranının düşüklüğü. Gün geçtikçe vaktin ne kadar kıymetli olduğunu da anlayınca insan, haliyle kısa kısa yazıları okumaya meyilli oluyor. Burada sayfalarca yazılsa da nafile yani. Tabii koronavirüs salgını sürecinde vaktin değeri ve değersizliği, kaliteli ve kalitesiz vakit geçirme de tartışma tartışma konusu haline geldi. Bu da yine bir başka başlık altında incelenmesi gereken bir konu.

İçerik üreticiler açısından konuyu ele alacak olursak, uzun yazı ve araştırmaları paylaşmak da bir hayli vakit isteyen bir iş. Ancak bir twitter ve instagram hesabıyla sorun çözülüyor. Hem okuyucu hem içerik üretici vaktini uzun yazıyla harcama zahmetinden kurtuluyor. İşte blog maceralarının son bulma nedenlerinin en önemlisi. Çalışma yaşamının temposu, kime yazıyorum kaygısı falan derken, yazmak son buluyor.

Bir de herkes yazmalı mı konusu var. Bu konu da biraz tartışmalı bir konu. Son yıllarda herkeste bir yazmalıyım telaşı görülüyor. Neden yazmak istiyorsun diye sorsanız birçok insanın buna verecek bir cevabı yok. Biraz zorlayan birçoğu ise "çünkü herkes yazıyor" diyor. Twitter'da, Instagram'da, Facebook'ta, Whatsapp'ta... Herkes bir şeyler yazmanın derdinde. Ama herkesin yazdığının okunmadığı da bir gerçek. Sesini duyurmak, daha fazla kitleye ulaşmak isteyen herkes yazıyor ama yazılan her şey, kocaman bir yazılar çöplüğünde kaybolup gidiyor. Çünkü çok fazla yazı var. Haliyle etkili, farklı, insanı içine çekiveren yazılı ifadeler dışındakiler maalesef fazla okunmuyor. Dolayısıyla yazılmalarının da pek bir anlamı olmuyor.

O zaman neden herkes yazıyor? Bence birçok insanda yazmanın kolay olduğu düşüncesi var. "Elimde internet, bilgisayar, klavye, kalem, kağıt var. Bunlarla en kolay ne yapabilirim? Tabii ki yazı yazabilirim, çünkü 6 yaşından beri yazı yazabiliyorum." Çocukluğumuzdan beri kalem tutabiliyor oluşumuz, iyi yazabileceğimizi düşünmemize neden oluyor ama aslen böyle değil. Bir takım kültürel birikimler ve bununla harmanlanmış özel bir yetenek söz konusu, kendini okutabilmede. Eğer bir şeyleri yazarak çok iyi ve etkili ifade edebilecek biri değilseniz mutlaka farklı yollar vardır. Mesela kimi müzik yaparken kendini bulur ya da kimi çok iyi fotoğraflar çeker ve onunla ortaya koyar kendini. Önemli olan sana ait ve senin de ait olacağın şeyi bulmak.

Başa dönecek olursak; bloglar ölüyor, çünkü yaptığı eyleme ait hissetmeyen insan ise o eylemi sonlandırıyor. Bir hevesle çıktığı yazma yolculuğundan vazgeçebiliyor. Kendini okunabilir görmediğinden ya da okunmadığından bırakabiliyor. Ya da farklı mecralara yöneliyor, buraya vakit ayıramıyor.

Ben buradayım

Ben neden bunca zaman yazamadım konusuna gelecek olursak, aslında yazdım ama burada değil. Mesleğim gereği artık daha sık yazıyorum. Sürekli içerik üretiyorum denebilir. Burada neden yazmıyorum konusuna gelecek olursak; önceleri blog olarak kullandığım bu yeri biraz da haber sitesi niteliğine çekmeye çalıştım. Uzun süre haber işlerinden uzak kaldığım için de biraz bekletmek zorunda kaldım. Bunu yaparken blog okunmuyor, haber okunuyor kaygısı içinde değildim. Daha bilgilendirici, daha özenli olmak istedim. Ama blog yazmaktan da vazgeçemediğimi fark etmişsinizdir. O yüzden şu an burası biraz karışık, ama neyse ki üstteki menüden istediğiniz yazıya ulaşabilirsiniz.
Yani aslında uzun süre yazamadım ama hiç terk etmedim de. Senede bir bile yazsam burası benim blogum. Yazı dilimden hoşlanan herkes gelip okuyabilir. Ya da biri gelip "neler yazıyorsun" diye sorduğunda linkini verebileceğim bir alanım var.
Şimdilerde bir de çocuk gelişimiyle ilgili haberlere ve bilgilere ulaşabileceğiniz yeni sitem Ebeveynsel yayında. İsteyen oraya da göz atabilir.


Yorumlar

  1. Son zamanlarda böylesine güzel, böylesine içten yazılara denk gelemiyor insan. Öncelikle bunun için çok teşekkür ederim. Yazdığın şeylerde o kadar haklısın ki. Bloglarda blogcularda eskisi gibi değil. Yazmak zor bir eylem. Öyle bir yazının okuyucuyu etkilemesi, ona bir şeyler hissettirmesi kolay değil. Ben uzun zamandır yazmıyorum. Ama her gün muhakkak en az 5 blog yazısı okumaya gayret ediyorum. İçimden gelenlere yorum yapıyorum. Yorumlarımı eksik etmemeye çalışıyorum. Çünki bloglar yorumlarla yaşıyor. Blogcular yorumlarla mutlu oluyor. En azından ben öyleyim. İkinci blogunda hayırlı olsun. İnşallah hedeflerine en kısa zamanda ulaşırsın. Başarılar dilerim. Saygılarımla. Vesselam...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu cevaplamıştım ama mobilde becerememişim sanırım, tekrar yazayım :)
      Çok teşekkürler iltifat dolu yorumunuz için. Evet kesinlikle yorumlar bir blog için çok değerli, okunuyorum hissi yaşattığı için mutlu hissettiriyor. Siz de düzenli olarak blog okuyup yorum yaparak çok değerli bir şey yapıyorsunuz :) Arada bir de olsa yazmaya devam edersiniz umarım. Saygılar bizden :)

      Sil
    2. Hiç mühim değil. Keşke zahmet etmeseydiniz (:
      Bir şeyler karalıyorum defterime. Umarım en kısa sürede yazabilirim. Ben teşekkür ederim her şey için. Vesselam...

      Sil

Yorum Gönderme

Popüler Yayınlar